Osmanlıca Sözler

Osmanlıca Sözler

Osmanlıca Sözler Osmanlıca; Türkçe’nin Kuran alfabesi ile yazılmış şekli olmaktadır. Yani esasen bir yazı dili olmaktadır. Milli kültürümüze ait olan eserlerin hemen hemen hepsi Osmanlıca olmaktadır. Dil milletin hafızası demektir. Sözünden hareketle deriz ki Osmanlıca bu hafızanın en etkin unsuru olmaktadır.

Osmanlıca sözler günlük hayatımızda da çok önümüze çıkmaktadır. Artık okullarda da Osmanlıca dersler görülmektedir. Osmanlıca; Osmanlı İmparatorluğunun Anadolu’da ve hüküm sürdürdüğü yerlerde kullanılan ve içinde Arapça ve Farsça unsurlarının da bulunduğu yazı dilidir. Halk aralarında eski Türkçe olarak da bilinmektedir.

Osmanlıca Türkçe’sini başkalarının gözünden ve sözlerinden değil kendimizin okuması ve görmesi gerekir. Osmanlıca mı Osmanlı Türkçesi mi hep sorulur? Esasen Osmanlıca Türkçe’dir ama bu şekilde ifade etmek farklı bir dil algısı oluşturmasından Osmanlı Türkçesi demek daha uygundur. Osmanlı Türkçesi ile daha detaylı güzel sözler de okuyabilir ve görebilirsiniz.

Osmanlıca bilmek demek dedesinden kalmış bir kitap okumaktır. Bir tapu senedini okuyabilmektir. Hatta üniversite giriş kapısında yazılı olan metinleri okumaktır. Osmanlıca demek kültürümüz, medeniyetimiz, sanatımız ve tarihimiz demektir. 

Osmanlıca Sözler

Osmanlıca Sözler

Sene-i tevellüdünüz hayır ola. Doğum gününüz kutlu olsun.

Görmemek yeğdir görüp divâne olmaktan seni. Seni gorup divane olmaktan seni gormemek daha iyidir.

Gün doğmadan meşime-i şebten neler doğar. Gün doğmadan Rabbinin rahmetinden neler doğar.

Sitem hep âşinâlardan gelür bîgâneden gelmez. Sitem, dert hep tanıdıktan, dosttan gelir yabancıdan, düşmandan gelmez.

Galat-ı meşhur fasih-i mehcurdan evladır. Herkesin kullandığı yanlış bir ifade, doğru olup da kullanılmayandan iyidir.

Bu şehr-i sitanbûl ki bî-misl ü behâdır, bir sengine yekpâre acem mülkü fedâdır. Bu istanbul şehri eşsiz bir şehirdir, bir taş parcasına acem mülkü fedadır.

Şecaat arz ederken merd-i kıpti sirkatin söyler. Övünülmeyecek şeylerle övünülmez. Çingenenin merdi, kendini överken hırsızlığını söyler.

Ne efsunkâr imişsin ey didar-ı hürriyet esir-i aşkın olduk, gerçi kurtulduk esaretten. Ne kadar büyülüsün özgürlük hissi, sana tutsak olduk ama esirlikten kurtulduk.

Ben sanırdım ihtiyâr ettim diyâr-ı gurbeti. Bilmedim hayfâ ki gurbet ihtiyâr etmiş beni. Ben gurbet elini ihtiyar ettiğimi sanırdım, yazık ki gurbet beni ihtiyar etmiş, bilemedim.

Ceb bi bağ kenârında dursa lâle hacil ki lâlezâr-ı cemâlinde hûr u zarındır. Lale bağ kenarında utangaç dursa şaşılır mı? Çünkü o lale bahçesine benzeyen yüzünün güzelliği yanında senin bir düşkünündür.

Ne beyan-i hale cu’ret ne figana takatim var. Ne reca yi vasla gayret ne firaha kudretim var. Ne halimi anlatmaya nede bağırmaya takatim var. Ne kavuşma isteğine gayret ne ayrılığa gücüm var.

Şeb-i yeldayı müneccim, muvakkit ne bilir? müptelâ-i gâma sor geceler kaç saat? Sevgiliden ayrı geçen uzun geceyi yıldızlara bakan, güneşin doğuşunu bekleyen ne bilir? Gam tutkununa sor geceler kaç saat.

Cihanda ”âşık-ı mehcur” sanma rahat olur. Neler çeker bu gönül söylesem şikâyet olur. Dunyada ”asktan uzak kalan” sanma rahat olur neler çeker bu gonul soylesem sikayet olur.

Arz-ı hâl etmeye cana seni tenha bulamam. Seni tenha bulacak kendimi asla bulamam. Gülün çevresini saran dikenler gibi yâre giden bütün yolları kesildi. Bir defasında yâri tenha buldun, o seferde kendini kaybettin.

Benim tek hîç kim zâr ü perişân olmasın yâ Rab Esîr-i derd-i aşk u dâğ-ı hicrân olmasın yâ Rab. Ey Rabbim! Hiç kimse benim gibi inlemesin ve perişan olmasın. Aşk derdinin ve ayrılık yarasının esiri olmasın.

Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir. Nasihat ile yola gelmeyeni azarlamalı, azar ve nasihat ile yola gelmeyenin ise hakkı dayak olduğunu anlatan Ziya Paşa tarafından söylenen bir atasözümüzdür. İkaz ve gözdağı için söylenmektedir.

Gönülde bir gamım var ki pinhan eylemek olmaz Bu hem bir gam ki el ta‘nından efgan eylemek olmaz. Gonulde bir derdim var ki gizlemek olmaz, bu öyle bi dert ki en şiddetlisinden figan etmek olmaz.

Gayem zat-ı alinizi taciz etmek değil, efkari umumide muhhabbet kurmaktır. Cevabı müspetiniz kalb-i hazı halimi tamir ve temin edeceğinden dest-i muhabbetinize talibim. Amacım sizi rahatsız etmek değil, aramızda özel bir sevgi bağı kurmaktır. Olumlu cevabınız beni çok mutlu edeceğinden size arkadaşlık teklif ediyorum.

Öldükte bu ben hasteyi eşk ile yusunlar. Cânâne güzar ettiği yollarda kosunlar. Umudum o ki, öldüğüm vakit beni gözyaşları ile yıkasınlar ve mezarımı sevgilinin gelip geçtiği yollar üzerine yapsınlar.

Halk içinde mu’teber bir nesne yok devlet gibi olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi. Hayat, sevinç ve mutlulukla, acı ve sıkıntılarla iç içe yalanır Pek çok dert ve sıkıntı insanın karşısına çıkabilir. Ancak bütün bu problemler sağlık kadar önemli değildir. Tek bir nefesin bile değeri bilinmelidir. Bütün dünya insanın olsa bile sağlık olmayınca hiçbir önemi olmuyor.

E-bültene Abone Ol Merak etmeyin. Spam yapmayacağız.

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hızlı yorum için giriş yapın.

Giriş Yap

close

Bizden Haberdar Ol