Edebi Sözler

Edebi Sözler

Edebi sözler edebiyatla ilişiği bulunan sözlerdir. Edebiyatın içinde işlenen edebi sözler derin duyguları barındıran güzel sözler içerir.  Edebi sözler farklı derinlikteki anlamlar içerir. Kişilerde bazı hislerin ortaya çıkmasına yardımcı olur. Edebi sözler bazen yalın sade bir anlatım ile kolay olarak yazılmış olsa da bazı edebi sözler edebi derinliklerinin yanı sıra kapalı bir anlatıma sahiptir. Kapalı anlama sahip edebi sözler herkes tarafından farklı farklı yorumlanabilir.  Edebi sözler incelikle işlenir. Anlam bozukluğu yaratacak kelimeler kullanılmaz. Edebi sözler herhangi bir tanıma ihtiyaç duymaz. Her yazar edebi sözler yazmış ve edebi sözleri tanımlama ihtiyacı duymamış. Çünkü insanlar ihtiyacı duyduğu edebi sözleri hayatlarına almış. Bu sebeple herkesin beğeneceği edebi sözler aynı değildir.

Edebi sözler kalpten gelerek yazılan sözlerdir. Edebi sözler içgüdü ile yazılsa da zamanla tecrübe sahibi olmuş yazarlar tarafından düşünerek de yazıya aktarılmıştır.  Bu sözlerin tamamı edebi sözler başlığı altında yazılır. Her insan edebi sözlerden kendine bir pay çıkartabilir. Kişinin kalbine dokunan edebi sözler hayatın bir yerinde kendine yer bulur.

Edebi Sözler

Edebi Sözler

Sarılmak için yürek gerekir, kollar sonraki iş.

Benimle yarına gelecek olsaydın; seni dünde bırakmazdım!

Kalp sevmekten yorulmaz, sevene sebep sorulmaz.

Bakarken kıyamamak mı, yoksa baktıkça doyamamak mı aşk?

Bir hoşçakala sığdırdı beni, yere göğe sığdıramadığım.

Sevmek bu kadar güzelse, kim bilir sevmeyi yaratan ne kadar güzeldir.

Kalp dediğin atıyor zaten, marifet ritmi değiştirebilende.

Baktın hayatın tadını çıkaramıyorsun; tadını kaçıranı, hayatından çıkar!

Yine de beddua edemem sana; Allah ne mutluluğun varsa versin!

Bilirsin, sigarayı da kalem tuttuğum gibi tutarım. Ondan tüter sevda sözleri.

Ben senin mutluluğunu istiyorum dedi ve dediğini de yaptı… Aldı gitti.

Öyle büyümüş ki içimizdeki yalnızlık sevilmeyi beklerken, beklemeyi sevmişiz.

Yanmak var yanmak var, odun yanınca kül olur adam yanınca kul olur.

Unutmayın, yaktığınız can kadar canınız yanacak ve üzdüğünüz kadar üzüleceksiniz.

Eğitimin pahalı olduğunu düşünüyorsanız, cehaletin bedelini hesaplayın.

Sesini değil sözünü yükselt! Yağmurlardır büyüten zambakları, gök gürültüleri değil.

Olduğun yerde mutlu değilsen eğer, güzel bir cümle kur ve içinde yaşa!

Bir dua gönder bana can evinden gizlice. Hâl olur, ferman olur, derdime derman olur.

Bir daha beni sevdiğini söyleme! Neden biliyor musun? Çünkü yine inanırım.

En az benimki kadar annemin de ahı tutar sana. Burnumdan getirdiğin süt, onun sonuçta!

Her kahkahanda Allah’a teşekkür etmiyorsan, neden her ağladığında O’na kızıyorsun?

Uykumun içinde bir rüya, rüyamda bir gece, gecede ben. Bir yere gidiyorum delice. Aklımda sen.

Madem sevmiyorsun o zaman sahip çık gözlerine! Dönüp dolaşıp değmesinler gözlerime.

Uçamazsan koş, koşamazsan yürü, yürüyemezsen sürün. Ama naparsan yap ilerlemek zorundasın.

Açık çay içerdi hep. Demli olunca bardağın diğer tarafından beni göremezmiş. Öyle derdi.

İnsan parasını kaybedince fakir, özgürlüğünü kaybedince esir, aşkını kaybedince şair olurmuş.

Dışarıya kar, yüreğime hasret, fikrime sen. Nasıl yağıyorsunuz üçünüz birden; bir bilsen.

Kimse benimle oynamıyor diye ağlayan çocuk! Sen büyü hele, bak ne oyunlar oynayacaklar seninle…

Hadi simit satanı anladım, kestane satanı da. Peki ya dost satan, o da mı ekmek parası?

Çocuk olsam yeniden. Bir tek düştüğüm için acısa içim ve kalbim; çok koştuğum zaman çarpsa sadece.

Bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır, bir güldürür; sen hem bir hastalık, hem de sağlık gibisin.

Bazı şeyler İstemsiz olur. Öksürmek gibi, hapşırmak gibi, esnemek gibi; ya da ne bileyim, özlemek gibi.

Gel be, gel işte. Küfrüm tövbeme karışsın, aklım fikrime. Öyle bir gel ki bana, nefes nefese.

Gece yağan yağmur gibi sev. Ne sessiz ne de kirli. Olacaksa gönül birlikte olsun. Hem senli hem benli!

Parçaları kaybolmuş puzzle gibi artık insanlar. Kiminin kalbi, kiminin ruhu, kiminin bir beyni yok.

Küçük bir çocuğun yokuş aşağı koşması gibi seni düşünmek. Biraz heyecan, biraz da düşecekmiş korkusu.

Kitap okumanın tadını bilenler bilir ki, okumak deniz suyu içmek gibidir. İçtikçe susarsınız, susadıkça içersiniz.

Kadınlar duyduklarına, erkekler gördüklerine âşık olurlar. O yüzden kadınlar makyaj yapar, erkekler yalan söyler.

Kaybedeceğini bile bile neden mücadele ediyorsun dedi, öleceğini bile bile yaşadığını unutmuştu o an. Bozmadım.

Diğerlerine benzemiyor yokluğun Diğerlerine benzemiyor ayrılığın… Niye benzesin ki? Hepsinden çok sevilmedin mi?

Baharda kışı, kışın da baharı özler insan. Ne uzaksa onu özler. Kavuşmak şart mı? Boş ver! Bazı şeyler yokken güzel.

Mutlu olmayı yarına bırakmak, karşıya geçmek için nehrin durmasını beklemeye benzer. Ve bilirsin, o nehir asla durmaz.

Bilmiyorum ne vardı saçlarında. Rüzgâr mı delice eserdi, gözlerim mi öyle görürdü yoksa. Saçlarını her hali hoşuma giderdi.

Hayatın 4 işlemi vardır: Başarı, insanı toplar. Başarısızlık eksiltir. Aşk çarpar. Ayrılık böler. Geriye sadece sen kalırsın…

Eğer bir gün çok büyük bir derdin olursa; Rabbine dönüp büyük bir derdim var deme. Derdine dönüp büyük bir Rabbim var de.

Ne zaman bu şehirden kaçıp gitme isteği gelse, bir köşeye oturup geçmesini bekliyorum. Gidersem dönmem çünkü biliyorum.

Kalbin kırılabilir ya da dünyanın en güzel aşkını yaşayabilirsin. Ama denemediğin sürece asla bilemeyeceksin.

Gelecekse beklenen, beklemek güzeldir. Özleyecekse özlenen, özlemek güzeldir. Ve sevecekse sevilen hayat her şeye bedeldir.

Beni anlamalısın. Çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum.

İyi insan lafın üstüne gelir” demişse eskiler ve ben sürekli seni konuştuğum halde gelmiyorsan; demek ki iyi bir insan değilsin.

Bir gün duysan bittiğimi, tükendiğimi çıkıp gelsen uzaklardan korkulu ürkek. Bir incecik dal gibi üzerime eğilsen titreyerek.

Can Yücel’e sormuşlar; “Neden hep baba sevgisiyle ilgili şiir yazıyorsunuz?” Can Yücel cevaplamış: Anne sevgisini anlatacak kadar şair olamadım.

Güvenemiyorum insanlara, dil başka olmuş yürek başka. Görünmüyor asıl çehre. Artık o kadar sık değiştiriliyor ki, maskeler bile sahte.

Eski hayatıma dönmeye niyetim yok diyor Marla. Kendimi iyi hissetmek için bir cenaze evinde çalışıyordum, sırf nefes alıp vermekte oluşuma sevinmek için.

Çok kişi bir başka türlü kendine yalan. Çok kişi bir başka yalan, kendi türünde. Kiminin kültürü yoksunanlardan. Kimi de ahlaktan yoksun, kültüründe.

Alnım da açıktı, yüzüm de aktı, kimseye verecek hesabım yoktu, günah kervanımı pazara çekti, yükümde ne varsa, hepsini saydı; ah şu şairliğim olmaz olaydı!

Mahşerde en yakınımızı bile tanıyamayacağımız söylenir ya hep, benim gönül gözüm seni bir yerden ısıracak mutlaka. Adım gibi, adın gibi biliyorum bunu!

Özüne, sözüne kurban olduğum yoluna, izine yüzüm sürdüğüm gündüz düşlediğim, gece gördüğüm yollar uzak, mevsim soğuk, hava kar yüz yüze gelmeden ölmek de mi var.

Bazen insan kendi zamanını yaratır sadece saatin yelkovanında mutlu kalabilmek için, durdu sanırız aslında o arada zaman ancak bu avutur bizi değil mi yaşanan onca şeyden sonra.

Adem ile Havva üç şey seçtiler cennetten çıkarmak için. Birincisi kelimeler, ikincisi aşk, üçüncüsü annelik duygusu. Kelimeleri Adem yanına aldı, annelik duygusunu taşımak Havva’ya kaldı. Ama aşk çok ağırdı…

E-bültene Abone Ol Merak etmeyin. Spam yapmayacağız.

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hızlı yorum için giriş yapın.

Giriş Yap

close

Bizden Haberdar Ol