Öğrenci İle İlgili Sözler

Öğrenci İle İlgili Sözler

Öğrenci İle İlgili Sözler Okula gitmek ve öğrenci olmak her küçük çocuğun hayallerinden biri olmaktadır. Daha okula gitmeden öğretmen, öğrenci oyunu oynamaya başlar. Annesini babasını ya da arkadaşlarını öğrenci yapar kendisinide öğretmen.

Okula ilk adım attığımız andan itibaren öğrencilik duygusu bizi kaplmaya başlar. İlk derslerin heyecanı, ilk harfleri, kelimeleri tanımak derken bir anda yoğun bir müfredatla karşı karşıya kalınır. Bu müfredatla beraber öğrencilikte şekil değiştirmeye başlar. Hatta bunlara örnek öğreci ile ilgili sözler çok fazla vardır.   

Konuları anlayan öğrencilerin genelde evlerine gittiklerinde dersleri tekrar ettiği, ödevlerini yaptığı ve kitap okuduğu gözlenmektedir. Konuları anlamayıp derste dersi dinlemekten sıkılan öğrenciler ise okul dönüşü ders çalışmaz oyun oynamaya ya da bilgisayar da vakit geçirirler. Bu davranış farklılığı iki öğrenci türü arasında farklı sonuçlar ortaya çıkmaya başlar.

Başarılı olanlar daha çok başarılı olmaya yönelirken derslerden sıkılanlar daha çok farklı alanlara yönelir. Ders dinlemediği gibi dersi kaynatmaya ve arkadaşlarının aklını çelmeye çalışırlar. Bunlara ait güzel sözler sosyal medyada da paylaşılmaktadır.

Öğrenci İle İlgili Sözler

Öğrenci İle İlgili Sözler

İki öğrenci bir olunca dersler teneffüs olur.

Öğretmen, öğretmen olabilmek için öğrenci kalmalıdır.

Nefsinin öğretmeni, vicdanının öğrencisi ol.

Öğrenciler öğretmenlerin hazmettiklerini yerler.

Ders sensin, ne yazık ki, etrafta öğrenci yok.

Öğrenci hazır olduğunda öğretmen ortaya çıkar.

Okur olmak da bir az öğrenci olmaya benzer.

Öğrenciyi altın sınıfa koymuşlar, ille de “teneffüs” demiş.

Tüm ömrüm boyunca öğrenci ve öğretmendim.

Soru soran bir öğrenci, cevap veren bir öğretmendir.

Üzüm üzüme baka baka kararır, öğrenci karneye baka baka morarır.

Bilgeliğe ulaşmak için öğrenci kalmaya devam etmelisiniz.

Zaman büyük bir öğretmendir; ne yazık ki bütün öğrencilerini öldürür.

Hep öğrenci kalan, öğretmenine borcunu kötü ödüyor demektir.

Bir öğretmen unutmaz öğrencilerini. Öğretmenin kanadıdır öğrencileri.

Bazı öğrenciler bilgi pınarından içerler, diğerleri sadece gargara yaparlar.

Soru sormayan öğrenciden adam değil, olsa olsa teyp makinesi olur.

Öğrenmeyen öğrenci yoktur, öğretemeyen öğretmen vardır.

Öğrenci öğrenmediyse, ya öğrenmek istememiştir ya da öğretmen öğretmemiştir.

Zaman büyük bir öğretmendir, yalnız ne yazık ki daima öğrencilerini öldürür.

Değerli bir öğretmenin teşvikleri bir öğrencinin yaşamını değiştirebilir.

Hakiki öğrenci, bilinenin içinden bilinmeyeni geliştirmeyi öğrenir ve ustaya yaklaşır.

Üniversitedeki profesörlerin, öğrencilerinden cahil oldukları bir aşamadayız.

Okulda okuduklarıyla yetinenler, yalnız öğretmenleriyle konuşabilen çocuklara benzerler.

Öğrencilerine okuma isteği aşılamayan bir öğretmen havada soğuk demir dövüyor demektir.

Öğrencilerin bilmeleri gerektiğinden daha çok şey bilmeyen bir öğretmenden daha korkunç hiçbir şey olamaz.

Öğrenci, öğretmeni severse anlatılan konuyu da sever. Yani önce gönül, sonra kafa.

İlkokulda nöbetçi öğrenci diye bir şey vardı. Bunlar işlerini çok ciddiye alırlardı, sanırsın Topkapı Sarayı’nın muhafızları.

Öğrenciyi neyin harekete geçirdiğini öğrenen öğretmen, gelecekte onu nasıl motive edeceğini de bilir.

Öğretmenin öğrencisine açıkça söylediği tek bir yalan eğitimin tüm verimini sonsuza dek yok eder.

Bilim, nesillere yayılan bir ekip çalışmasıdır. Meşalenin öğretmenden öğrenciye geçmesidir.

Öğrenciler de öğretiyor insana. Öyle çok şey öğretiyorlar ki! Öğrettiklerinden habersiz, öğrenmek için öylece beklerken.

Öğretmen dilsizse çocuklar cezalandırılma korkusu, öğretmen konuşkansa öğrenciler utanma duygusu yaşar.

Öğrenciler genellikle kendi davranışlarını düzeltmeden ilk olarak diğer insanların davranışlarının değişmesi gerektiğini düşünürler.

Öğrenciye, abartılmış bir rekabet hissi aşılanıyor ve açgözlü bir başarı tavrı mesleki geleceğine hazırlık olarak görülüyor.

Ders çalışmayı yarına bırakan öğrenci; yolunda bir ırmağa rastlayıp da akıp geçmesini bekleyen insana benzer, ırmak hiç durmadan akıp gider, o hala bekler.

Öğretmeninden kabul gören öğrenci okulu özler, derslerini severek, isteyerek çalışır, ödevlerini yapar ve sürekli yeni bilgiler edinmek ister.

Öğrencilik sırasında mezuniyet sonrasına dair planlar yapan girişimci öğrenci daha başarılı olur. Plansız öğrenci ise diplomayı alınca şaşkına döner.

Öğrencinin ilgisi, sadece bencilliği geliştiren yarışma yolu ile değil, ondaki yaratıcılıktan tad alma duygusunu uyararak desteklenmelidir.

Bir öğretmen öğrencisine, Tembel adam iki yıldır aynı sınıfta kalmaya utanmıyor musun? Der. Öğrenci şöyle cevap verir: Asıl sen utan; sen 25 yıldır aynı sınıfta kalmışsın.

Dünyanın büyük adamları okullarının en büyük öğrencileri değildi, çoğu zaman en büyük okulları bitirenler de hayatın büyük adamları olmamışlardır.

Okulun hapishaneler gibi demir parmaklıkları, akıl hastaneleri gibi kilitli kapıları bulunmaz. Ancak, öğrenci de hücresinden çıkamayan hükümlü gibi, okulu bırakmakta özgür değildir.

Zor olan Türkiye’de yabancı dil öğrenmek değil, herhangi bir şeyi öğrenmektir. Çünkü öğrenci, öğreneceği şeyi öğrenmek için değil, not almak için çalışmaktadır.

Öğrenciler sanki oraya düşünmeye değil sadece öğrenmeye gidiyorlardı. Öğrenmenin kapısından giren, yalnızlık, kitaplar ve hayal kurma gibi mutluluk dolu alışkanlıkları dışarıda bırakıyordu. 

Öğretmen olmak, öğretmenle öğrencinin birbirlerine hoşça bakabildikleri, öğretmenin öğrencide, öğrencinin öğretmende dirildiği, güçlü ve sahici bir aidiyettir.

Öğrencilerinize yüksekokulların diploma atölyesi değil, etrafa ışık saçan canlı mumların üretildiği fabrikalar, ülkenin zihinsel ve manevi açıdan aydınlanmasını sağlayan merkez istasyonlar olduğunu anlatın.

Ders çalışmayı yarına bırakan öğrenci; yolunda bir ırmağa rastlayıp da akıp geçmesini bekleyen insana benzer, ırmak hiç durmadan akıp gider, o hala bekler.

Okullar genç insanlara eleştirsel bir kafa ve toplum bilincine varmış bir tutum verebiliyorlarsa, gerekeni yapmış olurlar. Böylece yurttaşların sağlıklı, halkçı bir toplumda yaşamaları için gerekli olan değerleri kuşanmış olur öğrenciler.

Eğer öğrenciler eğitimin tarihteki sesini, toplumsal etkilerini ve teknolojinin psikolojik eğilimini duyabilirlerse teknoloji tarafından kullanılan değil onu kullanan kişiler olarak kendilerini yetiştirebilirler.

İnsanların böylesine budanıp yıpratılması, bence, kapitalizmin getirdiği kötülüklerin en büyüğüdür. Bütün eğitim sistemimiz bu kötülüğün acısını çekiyor. Aşırı bir yarışma tutumu aşlananöğrenci, ilerideki mesleğine hazırlık olarak, kazanma başarısına tapınacak biçimde yetiştirilmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Hızlı yorum için giriş yapın.


Giriş Yap