Melankolik Sözler

Melankolik Sözler

Melankolik Sözler Hayat her zaman insanlara mutluluk, güzellik, pozitif enerji ya da mutluluk sunan bir döngü üzerinde ilerlememektedir. Maalesef hayat içinde insanları üzecek, yoracak, kıracak yıpratacak ya da acı verecek bir çok durum gelişebilmektedir. Hayatın insanlara sunmuş olduğu her duygu ve olay kişilerin yaşam karşısında güçlenmesine, karakteristik özelliklerinin sağlamlaşmasına ve yaşam biçimlerinin belirlenmesinde de büyük bir rol oynamaktadır. İnsanlar yaşadıkları hüzün, acı ve bu gibi tüm duyguları harmanladıklarında melankolik bir ruh haline bürünmektedir.  Kişiler bu gibi zaman dilimlerinde sanki bütün melankolik sözler onlara yazılmış gibi hissetmekte ve  bu sözleri duygularını ifade etmek amacı ile kullanmak istemektedir.

Melankolik bir ruh halindeki insanlar, dünyadaki hiçbir aydınlığı, güzelliği, faydayı ve yararı görme yetisini kaybetmektedir. Bambaşka bir ruh haline bürünmüş olan bu kişilerin pencereleri hep karanlıktır, açtıkları her kapıdan ise hüzün ve acı fışkırmaktadır. Güzel sözler bu kişiler için anlamını yitirmiştir ve yaşam içindeki var oluşlarını sorgulama içine girmişlerdir. Melankolik yaşamak kişilerin kendi tercihi olmak ile birlikte melankolik kişiler yaşamakta olduğu bu duygu karmaşasını melankolik sözler ile karşısındaki kişilere anlatmayı hedeflemektedir. İşte o melankolik sözler..

Melankolik Sözler

Melankolik Sözler

Bir gözyaşı düşer toprağa. Toprak anlar da insanı, insan anlamaz insanı.

Eğer sen gidersen, içimdeki kâinat çöker.

Hayır unutmadım, yokmuşsun gibi davranıyorum.

İçimize de atamıyoruz, orası da doldu!

Susmayı öğrendim. Çok konuşup pişman olamamak için.

Ruh dünyamda kavimler göçü var, bu aralar.

Denize kıyısı var sanki yüreğimin, hep serin, hep rutubetli.

Şu sıralar umrumda olmayan tek şey, kendim.

Sana aç ne vakitler geçirdim. Etsem gönül sofrandan bir iftar…

Mutludur o. Mutlu olmasa duramazdı, gelirdi.

Yağmur yağınca içeri gireceksen gitmem seninle uzak ülkelere.

Bana bir hırsız lazım, tüm dertlerimi çalacak.

Boşuna mutlu olmaya çalışmayın, çalıştığınız yerden sormuyorlar.

Ama insanın kendi vicdanı sözden daha ağırdır.

Kimseden bir şey bekleme, böylece asla hayal kırıklığı yaşamazsın!

Vücudumun %70’i su falan değil; bildiğin sıkıntı.

Hatırlamaktan korktuğum tüm anılarımı çöpe attım var mı daha iyisi.

Hayat yalnızlıksa ve sen yoksan neden yaşayayım ki.

Hepimiz bağımlıyız kardeş, kimimiz bir maddeye kimimiz bir kahpeye!

Ağlasam sustuklarım dökülür mü ellerime ellerin gibi?

Nasıl da soğuyor. Sanki sırtında bir hırkaydım da, çıkarıp kenara attın.

Deniz değil ki yüreğim dalgalanıp öfkesini kıyılara vursun.

Özledim diyorsun mektubunda. Sadece kuru bir özledim mi yazdı yanık yüreğin.

Eski insanlar birbirine ilaçtı. Günümüz insanları ise devasız birer dert.

Beni iyi ezberle bakarsın ansızın herhangi bir şiirde herhangi bir şarkıda çıkarım karşına.

Beklemek yormaz da insanı; beklediğini başkasıyla görmek bitirir adamı.

Öyle yoruluyorum ki bazen hayattan. Kapayınca gözlerimi, bir daha açasım gelmiyor inan.

Peki, başka bir ekleyeceğin var mı bay ‘hüzün’? Az sonra yatacağım ben.

Ay değil, mevsim değil, bir ömür geçti sensiz, keşke böyle sevmeseydim ağlıyorum çaresiz.

Seni aklıma getirecek birçok şarkı varken, yanıma getirecek hiçbir şey yok.

Ya bir gün karşılaştığımızda düşman gibi değil de pişman gibi bakarsak? Hiç düşündün mü?

Hadi yalnızlığını idam et bakalım, son arzusunu yerine getirebilecek misin?

Her türlü zorluğu aşar kendine şaşırırsın da; gün gelir tek bir söz ağır gelir, taşıyamaz dağılırsın.

Ve benim, birdenbire yüzünü değil, gözünü değil, senin sesini göresim geldi.

Kaldırımda oturup düşünmek nedir bilmezdim. Buz soğuğu sokaklarda elde sigara yürümezdim.

Uslan artık deli gönül, bak gelip geçiyor ömür, uslan artık deli divane gönül.

En son ölen umuttur, umudunu kaybetme ve hep gül, üzülmeler senden uzak olsun, yüzünde hep gülücükler olsun.

Oysa ölümü bilmiyorsun. Ölümü bilen yaşama zerre tenezzül etmez. Ölümü bilen hiç gelir mi Rabbini bilmezlikten.

Hak yerini bulur, helal edilmemiş hak zaten haram olur. Beddua etmem. İçimden geçen her ah elbet sahibini bulur.

Özledim gel dese hiç düşünmez giderim dersiniz. Ama gerçekler acıdır. Ne o gel diyebilir ne de siz gidebilirsiniz.

Nerede sözler, nerede yüreğim. Ben de sevdim, sevmedim bilenim. Ver elini sonsuza, al beni dünyadan. Kalmadı sevenim!

Dünyadaki en üzücü şey; bir zamanlar birbirinin her şeyini bilen iki insanın tamamen yabancıymış gibi davranmasıdır.

Bazen bu yüreğe bu kadar acı fazla deriz kendi kendimize. Ama hata bizde; küçücük yürekle kocaman sevmişiz, ne haddimize.

Ne güneşi istiyorum karanlığıma, ne de yıldızları istiyorum gece yarılarında. Çok değil, bir tek seni istiyorum yalnızlığıma.

Gönül kapısı herkese açılır mı, iki laf eden adam sayılır mı? Bakma insan oğlunun uyruğuna, tanıyamazsın basmadıkça kuyruğuna!

Uykusuz gecelerimde gözyaşlarımla yazdım adını kalbime güneşsiz günlerimde kanımla suladım resimlerimizi yeniden gelirsin diye!

Kim bilirdi sensizliğime sarılacağımı? Kim derdi sensiz gecelerimde ağlayacağımı? Şimdi sensiz mutluluğa hasretim sensizliğimde acılarıma dost oldum sevgilim.

Hüzünler buldum kendimi, sensizliğin içinde tarumar oldum gezerim sokaklarda serseri, beni bıraktın ya hüzünlerimin sözleri sana be güzelim.

Umutlarımı götürdün kendinle birlikte, yarınlarım silindi söylediğin son sözünle belki pişman olursun dönersin günün birinde, ben olmayacağım bıraktığın yerde.

Bir umuttu yalnızlık bir şeyleri paylaşamamaktı belki, gözler dalıp giderken, yaralı bir serçeye ağlayan bir buluttu belki de, belki belkilerle dolu bir hayattı bu.

Hayata bir çizgi çektim seni tanıyınca, sensiz hayatı ben yaşamamışım bakınca gözlerine daha iyi anladım, şimdi yoksun yanımda yeniden çizgi çekiyorum sensiz yaşanmamış olan yarınlarıma.

Aşkın mantığı olmaz. Sakın ha! Dostum içme aşk zehrini su diye aşk pınarından, ya Ferhat gibi atlarsın kayalardan ya da Mecnun olur dolaşırsın çöllerde kahrından.

Adını kalbime aşkla kazımıştım boş ver aldırma belki bir gün silerim. Güzel bir rüyayı gerçek sanmıştım. Seni sevdiğim için özür dilerim. Ne kadar kalmak istesek de bazen gitmek zorunda kalırız ve ne kadar gitmek zorunda olsak ta, kalmaktan yanadır sol yanımız.

E-bültene Abone Ol Merak etmeyin. Spam yapmayacağız.

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hızlı yorum için giriş yapın.

Giriş Yap

close

Bizden Haberdar Ol