Giriş Cümlesi Örnekleri

Giriş Cümlesi Örnekleri Makale, kitap, yazı ya da daha farklı çeşitli olan anlatımlarda giriş çok önemli bir yere sahip olmaktadır. Bundan dolayı giriş cümlesi seçiminde konunun oluşumu hakkında yani yazının neyi içerdiğini çok daha detaylı olarak kısa anlatım için dikkat edilmesi gerekir. Ayrıca bu seçilen giriş cümlesi okuyan kişileri sıkmaması ve yazıyı merak ettirmesi gerektiği için bu yönden inceleme yapılmalıdır. Bu şekilde olmayan girişler daha başından okuyan kişilerde merak uyandırmadığı için çok daha sıkıcı gelecektir. Yazının çok geniş kitlelere uzanması için yapılması gereken giriş cümlesi örnekleri araştırılmalıdır. Böylece yazının ya da kitabın okunması ve ilgi çekici olması için büyük adımlar atılmış olacaktır. Aksi durumda kötü bir giriş sonucunda istenilen olumlu etkileri uyandırmak çok daha zor olacaktır.

Giriş her zaman yazının ana konusu hakkında ipuçları verecek ve yazılanların daha önemli olduğunu gösterecektir. Bunun için giriş cümlesini güzel sözler ile besleyerek daha anlamlı ve farklı bir anlatım sağlamak mümkün olacaktır. Geniş kitlelere ulaşmak için giriş cümlesinin çok daha ayrıntı içermesi de önemlidir.

Giriş Cümlesi Örnekleri
Giriş Cümlesi Örnekleri

Giriş Cümlesi Örnekleri

  • İlk görüşte aşktı bu. Yossarian papazı görür görmez, ona çılgınlar gibi aşık oldu. Joseph Heller – Madde 22
  • Ben beş kırmızı araba ile gidip gördüm ve süper güzel bir gün olacağını biliyordum. Mark Haddon – Süper İyi Günler
  • Mutlu aileler birbirlerine benzerler. Her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır. Leo Tolstoy – Anna Karenina
  • Dünyaca kabul edilmiş bir gerçektir, hali vakti yerinde olan her bekar erkeğin mutlaka bir eşe ihtiyacı vardır. Jane Austen – Aşk ve Gurur
  • Gregor Samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu. Franz Kafka – Dönüşüm
  • O yaşta bir erkek için -elli iki yaşında, boşanmış- cinsellik sorununu oldukça iyi çözümlediğine inanıyor. John Maxwell Coetzee – Utanç
  • Rosenberleri elektrikli sandalyede idam ettikleri yaz; garip, boğucu bir yazdı ve ben New York’ta ne aradığımı bilmiyordum. Sylvia Plath – Sırça Fanus

Üzerimde birinin bakışlarını hissettim. Çok rahatsız edici bir duyguydu, özellikle de ölü olduğum düşünülünce. Laura Whitcomb – Hayalet Sevgilim

Catherine Morland’ı küçüklüğünde gören hiç kimse onun bir kahraman olmak üzere doğduğunu düşünmezdi. Jane Austen – Northanger Manastırı

Step dansı ustası çocuk istismarcısı. 8 Mart 1993 Pazar gününün New York Times’ı Vivi’den böyle bahsediyordu. Rebecca Wells – Dostluğun Kutsal Bağı

İki yalnız, sıska, oldukça yaşlı beyaz adamın, hızla ölmekte olan bir gezegende karşılaşmalarının hikayesidir bu. Kurt Vonnegut – Şampiyonların Kahvaltısı

Son yağmurlar, Oklahoma’nın kırmızı ve gri topraklarının bir bölümüne sessiz sedasız, topraktaki yarıkları daha fazla derinleştirmeden geldi. John Steinbeck – Gazap Üzümleri

Scarlett O’Hara çok güzel bir kız değildi ama Tarleton ikizleri gibi erkekler onun çekiciliğine bir kez kapılınca bunun farkına varmazlardı bile. Margaret Mitchell – Rüzgar Gibi Geçti

Uzun zaman, geceleri erkenden yattım. Bazen, daha mumu söndürür söndürmez, gözlerim o kadar çabuk kapanıverdi ki, ‘uykuya dalıyorum’ diye düşünmeye zaman bulamazdım.  Marcel Proust – Swann’ların Tarafı

Eğer bunu okumaya niyetliyseniz vazgeçin. Birkaç sayfa okuduktan sonra, burada olmak istemeyeceksiniz. Bu yüzden unutun gitsin. Gidin buradan. Hala tek parçayken hemen kaçın. Chuck Palahniuk Tıkanma

Toy çağımda bir öğüt vermişti babam, hala küpedir kulağıma. ‘Ne zaman’ demişti, ‘birini tenkide davranacak olsan, hatırdan çıkarma, herkes senin imkanlarında gelmemiştir dünyaya! F.Scott Fitzgerald – Muhteşem Gatsby

Emma Woodhouse, güzel, zeki, varlıklı bir kızdı. Rahat bir evi, iyimser bir yaradılışı vardı. Böylece, dünyanın en büyük nimetlerine sahip sayılırdı; ömrünün şu ilk yirmi yılında pek az sıkıntı, üzüntü çekmişti. Jane Austen Emma

Eee, ne olacak şimdi ha? “Ben vardım, yani Alex, yanımda da üç kankam, yani Pete, Georgie ve Dim, ki Dim cidden epey budalaydı ve Korova Sütbarı’nda oturmuş akşam ne yapacağımıza karar veriyorduk, arsız karanlık, buz gibi kış piçlik yapıyordu, ama yağmur yoktu. Anthony Burgess Otomatik Portakal

Alice, ırmağın kıyısında, ablasının yanı başında hiçbir şey yapmadan öylece oturmaktan sıkılmaya başlamıştı; ablasının okuduğu kitaba bir iki kez şöyle bir göz attı; ne ki kitapta ne bir resim vardı, ne de konuşma, ‘İçinde resim ve konuşma olmayan bir kitap, ne işe yarar ki,’ diye geçirdi aklından, Alice. Lewis Carrol – Alice Harikalar Diyarında

Sherlock Holmes ondan hep ‘kadın’ diye bahseder. Onu başka isimle andığını nadiren duymuşumdur. Holmes’un gözünde o, kendi hemcinslerinin tanımından daha üstündür. Irene Adler için aşka benzer duygular beslemiyordu. Onun soğuk, kesin ama saygıdeğer biçimde dengeli zihni için tüm duygular ve özellikle de o duygu, iğrenç şeylerdi. Arthur Conan Doyle – Bohemya’da Skandal

Ishmael deyin bana. Birkaç yıl önce -kaç yıl önce olduğu önemli değil paramın azaldığı ya da hiç kalmadığı bir sırada-, karada da beni ayrıca bağlayan bir şey olmadığı için, bir engine açılayım, bu dünyanın denizlerini şöyle bir göreyim dedim. Ben böyleyimdir; böyle bulurum sıkıntıdan kurtulmanın, uyuşan kanıma hız vermenin yolunu. Herman Melville – Moby Dick

Ufuktaki gemilerde, her adamın arzuları vardır. Bazıları için umutlar dalgalarla yanaşır. Diğerleri için ise, rüyalar sonsuza kadar ufukta yol alır, gözden hiç kaybolmadan seyredilir ve onları gözleyenler hiç sıkılıp gözlerini başka tarafa çevirinceye, zaman onları alaylı bir şekilde silinceye kadar, asla kıyıya yanaşmazlar. İnsan hayatı budur işte. Zora Neale Hurston – Tanrıya Bakıyorlardı

Kuraklık başlayalı on milyon yıl kadar olmuş, korkunç sürüngenlerin dönemi henüz sona ermişti. Burada, bir gün Afrika olarak anılacak olan Ekvator’da, varolma savaşı vahşetin yeni bir doruğuna ulaşmış, ancak ortaya bir galip çıkmamıştı henüz. Bu çocuk, kurak topraklarda sadece küçük, çevik ve vahşi olanlar gelişebiliyor ya da hayatta kalabilme umutları olabiliyordu. Arthur C. Clarke – Bir Uzay Efsanesi

Anlatacaklarımı gerçekten dinleyecekseniz, herhalde önce nerede doğduğumu, rezil çocukluğumun nasıl geçtiğini, ben doğmadan önce annemle babamın nasıl tanıştıklarını, tüm o David Copperfield zırvalıklarını filan da bilmek istersiniz, ama ben pek anlatmak istemiyorum. Her şeyden önce, ben bu zımbırtılardan sıkılıyorum. Sonra, onlarla ilgili en ufak bir söz etsem, bizimkilere inmeler iner. J.D. Salinger – Çavdar Tarlasında Çocuklar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hızlı yorum için giriş yapın.


Giriş Yap