Cemil Meriç Sözleri

Cemil Meriç Sözleri

Cemil Meriç Sözleri Avrupa ve Türk toplumu konusunda birçok sosyolojik görüş öne süren Cemil Meriç ünlü sözler konusunda son derece zengin bir listeye sahiptir. İdeolojinin toplum ve bireyi nasıl etkilediğini en iyi şekilde açıkladığı çok sayıda sözü vardır. Bu sözlerin her bir kelimesi, insanın düşünce yapısının gelişmesini sağlayacak değerdedir.

Cemil Meriç Sözleri, içinde bulunulan toplumun kültürü ve ideolojileri hakkında insanları sorgulamaya iten sözlerdir. Yığın olarak adlandırdığı kitlelerin sosyolojik davranışlarını anlamlandırmaya çalışan sözleri, birçok kişi için yol gösterici olmuştur. İnsanın zayıflıkları ve üstünlüklerini göz önünde bulundurarak yaşama karşı bakışını netleştirmiştir. Neredeyse tüm sözleri, zamansız bir zamanda yaşayan insana dairdir.

İyi ya da kötü her şeye çok fazla anlam yüklemeyen, merak duygusunu yaşam kadar diri tutan yazar, bu sözleriyle edebiyatçılar arasında fark yaratmıştır. Her dönemde sözlerin ve anlatıların insan yaşamında önemi büyüktür. Bu yüzden Cemil Meriç sözleri, insan yaşamı üzerinde dokunan bir etkiye sahiptir. Sadece geçmişte değil, insanın varlığını sürdürdüğü her dönemde…

Cemil Meriç Sözleri

Cemil Meriç Sözleri

Yemin ederim ki, dünyanın bütün toprakları bir tek insanın kanını akıtmaya değmez.

Kitap, zekayı kibarlaştırır.

Ulu çamlar fırtınalı diyarlarda yetişir.

Yığın düşünmez, maruz kalır.

Duygunun asaleti, kuvvet ve isabetindedir.

Deha tabiatın en tehlikeli armağanı.

Cinayete ses çıkarmayan caninin suç ortağıdır.

Kendini tanımak, marifetlerin marifeti.

Aydınların aydınlatmadığı halkı, soytarılar aldatır.

Bilgi, sonu gelmeyecek olan bir fetihtir.

Tarihi yaratan, fertle yığın arasındaki anlaşmazlık.

Güneş ülkeleri aydınlatır, sözler milleti.

Bir ideal için ipe çekilmek, ölümlerin en güzelidir.

Kitaptan değil, kitapsızlıktan korkmalıyız.

Biterek ölmek güzel şey, başlamadan ölmek korkunç.

İdeolojiler, uçurumları aydınlatan hırsız fenerleri.

Artık herhangi bir hayale kucak açamayacak kadar yorgunum.

Din, Avrupa için bir afyondur, bütün ideolojiler gibi.

Her büyük adam kucağında yaşadığı cemiyetin üvey evladıdır.

Acıları dev aynasında büyüten rezil bir hassasiyetim var.

Sol ve sağ. Çılgın sevgilerin ve şuursuz kinlerin emzirdiği iki ifrit.

İnsanlık daima kötü oyuncaklar peşinde koşan bir çocuk.

Meçhule açılan bir kapıdır kitap. Meçhule, yani masala, esrara, sonsuza.

Hiçbir zafer umulanı getirmez, hiçbir bozgun mutlak değildir.

Bu çökmeye hazır medeniyet üç sütün üzerinde duruyor; süngü, açlık, fuhuş.

Vatanlarını yaşanmaz bulanlar, vatanlarını yaşanmaz’ laştıranlardır.

Mütercim, mutlak’ı arayan bir çılgın, “felsefe taşı”nı bulmaya çalışan bir simyagerdir.

Bizler ki aynı kitaba baş eğmiş insanlarız. Bizden ala akraba mı olur?

Gerçek hükümdarlar, ebedi hükümrandırlar. Hazineleri yağma edildikçe zenginleşirler.

Hayat herkesin yaşadığı, kimsenin yaşamaktan hoşlanmadığı komedya.Değişiklik olmayan yerde, hayat yoktur. Keşke düşünceler de insanlar kadar çoğalabilse.

Çatışmasız toplum beraber otlayan, beraber geviş getiren adsız bir sürü.

Birbirini bütün tedaileriyle karşılayan iki kelimeye ne aynı dilde rastlarsınız ne iki ayrı dilde.

O kadar yalnızdım ki karanlıklardan İblis’in eli uzansa minnetle sıkardım.

Kendi gerçeğimizi kendi kelimelerimizle anlayıp anlatmak, her namuslu yazarın vicdan borcu.

Nereye gidersen git, bulacağın aydınlık, zihninin aydınlığı kadar olacaktır.

Namaz kılan bir toplumun psikolijiye, zekat veren bir toplumun da sosyolojiye ihtiyacı yoktur.

Hafızaya çakıl taşı gibi saplanan bilgi kırıntılarına yeni bir ad bulduk: kültür.

Sağ ve sol: Anladım ki bu iki kelime, aynı anlayışsızlığın, aynı kinlerin, aynı cehaletin ifadesidir.

Yaşayanları yöneten ölülerdir. Demek ki öldürülmesi gereken ölüler de var.

Her toplum bir kitaba dayanır: Ramayana, Neşideler Neşidesi veya Kur’an: Senin kitabın hangisi?

Her çağ kendi kelimelerini söyletmiş kelimeye; her demagog kendi yalanlarını.

Türk aydını yangından kaçar gibi uzaklaşıyor memleketten. Hayır kirlettiği bir odadan kaçar gibi.

Yemin ederim ki, dünyanın bütün toprakları bir tek insanın kanını akıtmaya değmez.

Olgunlaşmak kalbin daha hassas, kanın daha sıcak, zekânın daha işlek, ruhun daha huzurlu olması demek.

Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanıp uçmak gericilikse, her namuslu insan gericidir.

Dahi, münzevi bir yıldız; anasız doğan çocuk, anasız doğan ve zürriyetsiz ölen. Zirveden zirveye akseden şarkı.

Vakit geçmiyor diye şikayet ederiz. Neyin geçmesini istiyoruz? Hayatın. Ve hepimiz ölümden korkarız.

Sevgi garip bir yangın. Yaşaması için büyümesi gerek. O yangına her şeyini atacaksın; zamanını, gururunu, dehanı!

Kültür, kaypaklığı, müphemiyeti ve seyyaliyetiyle Avrupa’dır. Tarif edilmeyen, edilemeyen bir kelime.

Her aydınlığı yangın sanıp söndürmeye koşan zavallı insanlarım: Karanlığa o kadar alışmışsınız ki yıldızlar bile rahatsız ediyor sizi!

Ormanı görmedin. Ağacı görmedin. Rüzgârın önüne savurduğu birkaç kuru yaprağı insan zekasının bütünü sanıyorsun.

Düşünce şüpheyle başlar. Düşünce, tezatlarıyla bütündür. Zıt fikirlere kulaklarımızı tıkamak, kendimizi hataya mahkûm etmek değil midir.

Aşk bir teslimiyettir bir eriyiştir. Yeniden doğmak için uyanıştır. Aşkın bütün sırrı iki kelimede varlığından soyunmak.

İnsanlar sevilmek için yaratıldılar. Eşyalar ise kullanılmak için. Dünyadaki kaosun nedeni; eşyaların sevilmeleri ve insanların kullanılmalarıdır.

İnsanlar hür doğarlar, eşit haklara sahiptirler; hiçbir hülya bana bu kadar çocuksu, bu kadar anlamdan yoksun gelmemiştir.

Düşünceye câzip ve parlak bir biçim vermek küçültür düşünceyi. Büyük yazar içinden gelen sesi olduğu gibi haykırandır. Kelimeleri kullanırken avamın hoşuna gidip gitmeyeceğini düşünmez.

Evladım bu ülkede sağcı solcu ilerici gerici yoktur. Namuslular ve namussuzlar vardır. Siz namuslulardan olunuz. Göreceksiniz, çok kalabalık olacaksınız.

Polemik zekaların savaşıymış. Zekalar birbiriyle savaşmaz. Kinlerin, peşin hükümlerin, gizli çıkarların savaşı, polemik. Eski bir inancı yok etmek isteyen yeni bir düşüncenin savaşı. Ve her mübariz kendi cephesinde muzaffer.

İngiliz hodgamdır. Bir millet değil de bir yığın. Yığın düşünmez, mâruz kalır. Nezleye yakalanır gibi tutulur bir fikre. Ateşi yükselince arslanlaşır, nöbet geçirince her mukaddesi unutuverir.

Kelime: Senin yıldızların kelimeler söyle raksetsinler alev saçlarıyla sonsuz bahçesinde hayallerinin. Kelime ormanda uyuyan dilber; şair uzaklardan gelen şehzade. Öyle seveceksin ki kelimeleri, sana yetecekler. Yıldızlar Tanrı’ya yetmiş mi? Kelimeler benim sudaki gölgem, okşayamam onları, öpemem. Bir davet olarak güzel kelime ve muhterem. Gönülden gönüle köprü, asırdan asıra merdiven. Kelime kendimi seyrettiğim dere. Kelime sonsuz, kelime adem.

Tabular tabular! Her adımda şuura dur emrini veren bir jandarma neferi. Her kapının arkasında, elinde bıçak, bekleyen bir harem ağası. Düşünme! Düşüneni iftiranın ve sefaletin lağımında boğduktan sonra ellerimizi yıkayıp, efendim bizde filozof yetişmiyor diye ah u vahlar.

Aydın olmak için önce insan olmak lâzım. İnsan mukaddesi olandır. İnsan hırlaşmaz, konuşur, maruz kalmaz, seçer. Aydın kendi kafasıyla düşünen, kendi gönlüyle hisseden kişi. Aydını yapan; ‘uyanık bir şuur, tetikte bir dikkat ve hakikatın bütününü kucaklamaya çalışan bir tecessüs.

E-bültene Abone Ol Merak etmeyin. Spam yapmayacağız.

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hızlı yorum için giriş yapın.

Giriş Yap

close

Bizden Haberdar Ol