Can Yakan Mesajlar

Can Yakan Mesajlar

Can Yakan Mesajlar Önceden mektuplar ile iletişim kurulurdu şimdi ise daha pratik elektronik cihazlar sayesinde hızlı diyaloglar kurarız. Anlık duygu değişimlerimizi, aşkımızı, nefretimizi, sevgi ve öfkemiz gibi aslında yaşadığımız hislerimizi mesajlar ve emojiler ile karşı tarafa aktarıyoruz. Güzel mesajlar yazarak özenli seçtiğimiz kavramlar ve imgelerle destekleriz. Ancak her an hoş, cezp edici veya aşk dolu sözcükler kullanılmayabilir.

Öfke, üzüntü ve kırgınlık gibi duygusal çöküntüsü yaşadığımız zamanlarda karşı tarafa gönderdiğimiz mesajlarda bu duyguları yansıtırız. Sözcüklerde hissettirmek isteriz. Özellikle kırgın, öfkeli ve acı dolu anlarımızda salgıladığımız hormonları vücudumuzun her noktasında hissederiz. Bir noktada da duygularımız kontrolden çıkar ve bize bunu hissettiren kişiye aktarmayı düşünürüz. Can yakan mesajlar ise böyle durumlarda ortaya çıkar.

Bizim ne hissettiğimizi anlamaları için karşı tarafında canı yansın, bizim hislerimizi anlasın ve empati kursun isteriz. Kalp kırıklıkları kolay telafi edilemez ancak o anki yükselme esnasında bu çıkış yolu gibi olur. Duyguların ne kadar hassas olabileceği ve ne kadar çabuk parçalara ayrılabileceğini karşı tarafa aktarmanın yolu aslında can yakan mesajlardan geçtiğini görebiliriz.

Can Yakan Mesajlar

Can Yakan Mesajlar

Acı hissedilmek ister.

Aşka suç bulmayın canımızı yakan aşk değil onlar.

Zorlama! Ya kalbin kırılır, ya hevesin.

Belki yağmura gerek kalmazdı insanlar bu kadar kirli olmasaydı.

Herkes fazlasıyla sevmiş, ben eksikleriyle de sevdim oysa.

Mendil satan çocuğun burnunu koluyla silmesi kadar acımasız bu hayat…

Kim demiş ki ben senden önce ve senden sonra yaşamışım.

Ben sensiz cennette yaşamaktansa seninle cehennemde yanmak isterim.

Canı yanan sabretsin, can yakan da yanacağı günü beklesin.

Uğrunda ölmedim! Uğrunda ölünecek sandığım biri için yaşadım hep.

Ah benim canımdan ötem neyim eksikti de sevemedin beni?

Eski yaralarımızın acılarını dindirecek şefkatli bir el beklerken, yeni yaralar sahibi olduk.

İnsanların umudunu kırma belki de tek sahip olduğu şey odur.

Ay değil mevsim değil bir ömür geçti sensiz, keşke böyle sevmeseydim ağlıyorum çaresiz.

Kolay anlatılıyor acılar, kolay yazılıyor. Kolay yaşanmıyor oysa.

Seni seviyorum diyebilmek değil ki marifet, önemli olan o kelimenin tüm sorumluluklarını alabilmek. Can Yücel

Hayat oyun sahnesi dediler, herkese bir rol verdiler. En zoru bana düştü önce sev sonra unut dediler.

Ne zaman ümitle hayata göz kırpsam, çiçekler açsam, kapıma dayanır sonbahar. Pare pare buruktur hep sevinçlerim!

Okyanusla gökyüzü gibiydik biz seninle. İkimiz de maviydik, birlikte gibiydik. Ama asla hiç birleşmedik.

Nereye kaçarsan kaç, üç şey seninle gelir. “Gölgen, acın ve geçmişin”. Kaderin ise zaten seni orda beklemektedir.

Aslında yalanların, az olanların da farkındaydım elbet, ama görmezden geldim, bilen bilir, acıtır insani gerçek.

Dünde, bugünde, yarında? Yüreğin kadar yanındayım. Kendini yalnız hissettiğinde elini kalbine koy; ben hep ordayım!

Bilirsin; noktayı koymak ne kadar zor olsa da; tamamlanmış cümleler, eksik kalmış cümlelere göre daha çok acı verir.

Bir yanımda çaresizlik diğer yanımda yorgunluğum var. Bir yanımda yalnızlığım, diğer yanımda geçmişe dargınlığım var.

Sevmek; güzel birinde aşkı aramak değil. O kişide, bilmediğin bir zamanın beklenmedik bir anında, kendini bulmaktır.

Seven sevdiğinden ayrılık aldı, mazinin acısı gönülde kaldı, alnıma yazılmış yazıya daldı, bahtına gücenmiş kul feryadı bu.

Bil ki; insanın değerini, varlığı değil yokluğu gösterir. Unutma; yokluğu bir şey değiştirmeyenin, varlığı gereksizdir.

Bir gecenin kör kuyusunda kalbimi elime aldım, sadece sana feryadım sadece sana beddualarım canımı aldın kalbimi parçaladın.

Sustu bu gece karardı yine ay kaldı geriye cevapsız sorular uyandığında onu ilk kim görecek? Bıraktığın düşü kim büyütecek?

Küçükken annem, yerde ekmek görürsen yükseğe koy kuşlar yesin derdi. Sevdiklerimizi hep yüksekte tuttuk acaba kuşlar mı yedi?

Dünyanın azabı içinde kaldık, sevenler unutmuş sevmiyor artık, gönüller dolusu aşklara yazık, bahtına gücenmiş kul feryadı bu.

Yağmur dökülüyor şehrime. Bardaktan boşalırcasına. Bu son diyorum bu son! Her defasında bitirdiğim yerden başlıyorum yine sana aşka.

Seni sonbahar rüzgârlarına bırakıyorum yaktığım canımı yeniden hayata hazırlıyorum sensiz yaşamak hayata yeniden başlamak istiyorum.

Benden su katılmamış şiirler istiyorsun. Kalem mi yazıyor sandın? Ben harfleri denizlerden söküp tek tek gözlerimden süzüyorum göremiyorsun.

Öyle birini seveceksin ki, yüreğinden kimse ayıramayacak. Ve öyle birini seveceksin ki, seni gözleriyle bile aldatmayacak. Can Yücel

Özledim teninin kokusunu özledim, özledim sımsıcak nefesini özledim, özledim sohbetini o sesini özledim, gelmedin göz bebeğim can yoldaşım gelmedin.

Yıllarca aynı rol, aynı perde yıllarca aynı ev, aynı yerde sevdim de katlandım bunca derde ama çok yanlıştı, adı yanlış aşktı ama suç hep bende.

Ne seni unutturacak kadar zaman geçecek ne de geçen zaman seni unutturmaya yetecek bırakıp gitsen de unuturum sanma zaman alışmayı öğretir unutmayı asla.

Bu dudaklar artık seni öpmeyecek, bu kalp senin için çarpmayacak, senin için yaşamayacak, ölmeyecek senle aynı ağaca adını yazmayacak sen de gittin ya.

Başkalarına söylemiş de olabilirsin güzel sözlerini. Benim duymak istediklerimi başkası duymuş olabilir, mahsuru yok! Ben hepsini üzerime aldım, çünkü yaram vardı, gocundum.

Şimdi sensizliğin naklen mutsuzluğum yayınlanıyor. Ve herkes çektiğim sensizlik acısını canlı izliyor. İnanır mısın be sevgilim, yokluğun reyting rekorları kırıyor.

Acıyan bir yerlerim olup olmadığını anlamak ister gibi yokluyorum içimi. Hiçbir sızı yok. Geçmişin ağırlığı yok üstümde. Yolunca yordamınca unutmuşum unutulması gerekenleri!

Ayrılıklar uyandırmalı kör yüreğimi, cehennem yangınlarından ölmeden çıktıysa bedenim; artık benim olmalıyım, benim yeter yüreğimi bir çift gözün ateşine rehin verdiğim.

Anladım temelli gittiğini, haklıydın üstelik suç benimdi, sen üzülme gülüm incinme, canımın içi iki gözüm sakın küsme, bana hediye bırak bütün kederleri, ben ağlarım ikimizin yerine.

Sanma ki sevmekle usanır bu yürek. Kaderde varsa eğer, sevginle ölmesini de bilirim elbet. Zannetme ki beklemekle usanır yürek. Bir değil bin ömrüm olsa da beklemesini bilirim elbet.

Sorarlarsa beni sana; sevilmeden seviyordu de. Ne kadarda saftı de. O kadar seviyordu ki kaldıramadım de. İçin de bir ateş yaktım halen yanıyor de. Gitmeyince aramayınca eridi bitti de. Bir de dünyası vardı onu da ben kararttım de. Kendi eliyle bir çukur kazdı. Ben de gömdüm de!

Benim de zaten hiç gücüm yok, yüzüm yok, hiç umudum yok. Ama bil ki farklı bir hayaldi. İşkenceydi bazen, bazen çok güzeldi. Ama anlıyorum sesinden, kurtulmuşsun sen nokta konmuş, bitmiş en güzel hikâyem.

Hayatı ruhsuz yaşayanlar hayata değil kendine eziyet edenlerdir. Sevdiğin seni sevmese de, gözleri seni görmese de, kalbi senin olmasa da bil ki senin içinde birilerinde bunlar vardır belki çok yakınında belki de imkânsız da.

E-bültene Abone Ol Merak etmeyin. Spam yapmayacağız.

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hızlı yorum için giriş yapın.

Giriş Yap

close

Bizden Haberdar Ol