Ahmet Haşim Sözleri

Ahmet Haşim Sözleri

Ahmet Haşim Sözleri Edebiyatımızın en duygusal ve en karamsar yazarlarından birisi olan Ahmet Haşim edebiyatımızda hüzün ve melal şairi olarak adlandırılmaktadır. Onun dizelerinde hep bir hüzün hakim olup bu duyguyu yansıtma konusunda birinci sıradadır. Bunun dışında hayatında söylediği sözler ile bugün bile varlığını hissettirmektedir. İnsanlar üzerinde etki bırakan ünlü sözleri ile dikkat çeken Ahmet Haşim hem şiirleri hem de yaşamıyla bir rol model olarak nitelendirilebilir.

Aslen Bağdatlı olan Ahmet Haşim, Piyale ve Göl Saatleri isimli iki kitabıyla ön plana çıksa da bizler onu Merdiven, Bir Günün Sonunda Arzu isimli şiirleri ile dikkatleri üzerine çekmiştir. Bu nedenle edebiyatımızın belki de en dikkat çekici şairlerinden birisidir. Onun sözleri bugün dilden dile kulaktan kulağa yayılıyor.

Ahmet Haşim yaşamının en çarpıcı noktası belki de annesiz kalmasıdır. Onun bu durumu hem Ahmet Haşim sözlerini hem de şiirlerinde yer alan çarpıcı dizeleri bizlere yansıtmıştır. Bugün bile onun sözleri hayatımıza etki etmekte ve Ahmet Haşim sözlerini bize yakınlaştırmaktadır.

Ahmet Haşim Sözleri

Ahmet Haşim Sözleri

Manşet: Güzel kelimesi sıklıkla yalan söyleyenlerin en sevdiği kelimedir.

Gün doğduğu zaman neşe ve umut ortaya çıkar.

Kenâr-ı âba dizilmiş sükûn ile bekler füsûn-ı mâha dalan pür-hayâl leylekler.

Tüm acıların geceleri çare bulduğu bilinmektedir.

Bir hayat o kadar uzundur ki bu yüzden bir hayatı kitaba sığdırmak imkânsızdır.

Günümüzde aşık olan sevdiğinden karşılık göremeyen kişidir.

Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak.

Aşk her gün aynı devam ederse bir gün değiştirilmesi gerekir.

Havâda bir gölü tanzir eder semâ bu gece onun böcekleri gûyâ nücûmdur yekser.

Yarin dudaklarından bana ulaştırılmış olan bir ateştir bu güller.

Sen sevmeyi bilmedin ki ölmeyi bilesin. Çünkü sevmeyi bilmeyenler ölmeyi de bilemez.

Neden bu âb-ı semâvîde avlananlar yok bu haşr-ı nûr-ı hüveynâtı hangi kuşlar yer?

Bir bakır tasta alev şimdi havuz suya saplandı kızıl mızraklar. Açılıp kıvrılarak göklerde uçuyor parçalanan bayraklar!

Şairdir şiiri anlatan şairdir seni tanıyan şairdir duyguları yaşayan şairdir size bakan.

Gök yeşil yer sarı mercân dallar dalmış üstündeki kuşlar yâda bize bir zevk-i tahattur kaldı bu sönen gölgelenen dünyâda!

Aklın en iyi çalıştığı zamanlar bedenin işi bitmiştir neredeyse yürüyecek hali yoktur.

Dönmek mi? Ne mümkün geri dönmek düştüyse gönüller bu melâle? Bir eldir ufuklardan uzanmış zulmet bizi çekmekte visale.

Nasıl ki yaşlılık ölüme götürüyorsa aşkta yaşlılık gibidir esir aldığı bedeni ölüme götürür.

Namus insanların yaşadığı çevreye göre değişen kararsız bir olgudur. Bu yüzden kimin namuslu kimin namussuz olduğunu çözmek zordur.

Ve mai gölgeli bir beldeden cüda kalarak bu nefy ü hicre müebbed bu yerde mahkûmuz.

Tüm geceler içerisinde korkuyu saklar ve geceler korkuların vaktidir. Göz karanlıkta olup bitenleri seçemez ve güzel görünen şeyleri bile düşman gibi görmeye başlar.

Ağaçların seheri zirvesinde titreşiyor tuyûr-ı fâniye-i âlem-i tahayyül ü hâb. Semâyı kaplayacak şimdi gâzeler gibi nûr zavallılar kalacaklar esir-i ufk-ı türâb.

E-bültene Abone Ol Merak etmeyin. Spam yapmayacağız.

İlgili Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hızlı yorum için giriş yapın.

Giriş Yap

close

Bizden Haberdar Ol